Çevre Ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar: “yassıada Turizm Adası Değil Demokrasi Adası Olacak”

| Ankara Haberleri | 20 Temmuz 2013

Çevre Ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar: “yassıada Turizm Adası Değil Demokrasi Adası Olacak”

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, merhum Başbakan Adnan Menderes ve iki bakan arkadaşının idam kararının alındığı Yassıada’nın yapılaşmaya açılmayacağını söyledi.

Bakan Erdoğan Bayraktar katıldığı bir televizyon programında Yassıada’nın müze ve demokrasi adası olacağını belirterek, “Yassıada’nın imar planında yapılaşma diye bir şey yok” dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından Yassıada’nın ‘demokrasi adası’ olması talebiyle başlatılan projenin, bazı çevreler tarafından “Yassıada turizme açılıyor” şeklinde yansıtıldığını belirten Bakan Bayraktar, “Türkiye demokrasisine hançer vurulan Yassıada müze ve demokrasi adası olacaktır. Adnan Menderes ve arkadaşlarının hatıralarını incitecek yapılaşmaya izin vermeyiz” dedi. Yassıada’nın turizme açılmadığının altını çizen Bakan Bayraktar “Yassıada da kültür merkezi ve müze yapacağız. Buralara gelen insanlar, bir gece kalmak isterse onlar içinde bir barınma yeri, bir butik otel şeklinde küçük bir şey yapılabilir. Ama burada oteller yapılmayacak. İmar planında böyle bir şey yok. Yassıada’da yapılaşma diye bir şey yok” dedi.

İMAR PLANLARINA İBADETHANE DÜZENLEMESİ

Bakan Bayraktar, imar yönetmeliğinde, “cami” olarak belirtilen alanların bundan böyle ‘ibadethane’ olarak gösterileceğini söyledi. Dünyada hoşgörünün arttığını dinler arasında yakınlaşma başladığını dile getiren Bakan Bayraktar, “Bizim de dinimizin farklı görüşleri ile bütünleşmemiz lazım. Mesela her Müslüman birazda Alevidir. Hz. Ali’yi sevmeyen Müslüman yoktur. Cemevlerini de artırmamız gerekiyorsa, yasal statüye kazandırmamız gerekiyorsa bunun çalışmalarını yapmalıyız. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanımızın, Başbakan Yardımcımızın çalışmaları var. Cami tanımını imar yönetmeliğin de kaldırarak dini tesis dedik. Bizim artık birbirimizi ötekileştirmek, ayrıcalık yapmak gibi lüksümüz yok. Birbirimize daha çok sarılmalıyız, farklılarımızı zenginlik kabul etmeliyiz. Cemevlerini de bir külliye, kültür merkezi, ibadet yeri, 24 saat açık olan bir toplanma yeri gibi şekillendirmeliyiz. Türkiye’nin birleşmesi ve bütünleşmesinde bu çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

119 Toplam, 1 Bugün

AK Parti Ankara İl Başkanlığı Iftarı

| Ankara Haberleri | 18 Temmuz 2013

AK Parti Ankara İl Başkanlığı Iftarı

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Bizim derdimiz Mursi falan değil ama ben Mısır’da Cumhurbaşkanı olarak Sayın Mursi’yi görüyorum. Niye? Çünkü, Mısır halkına duyduğum saygı dolayısıyla. Eğer Baradey seçilmiş olsaydı, bugün bu ifadelerimi onun içinde kullanırdım ama o seçilmedi, yüzde 52′yi Mursi aldı” dedi. Başbakan Erdoğan, AK Parti Ankara İl Başkanlığınca Altınpark’ta düzenlenen iftar programında yaptığı, başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu ebedi azaptan kurtuluş olan ramazan ayının Ankaralılar, Türkiye, İslam dünyası ve tüm insanlık hayırlara vesile olmasını Allah’tan niyaz etti. Ankara Sincan’da 15 Haziran’da gerçekleştirilen “Milli İradeye Saygı Mitingi”nden dolayı partisinin Ankara il teşkilatına, belediye başkanlarına, milletvekillerine teşekkür eden Erdoğan, “O gün Sincan’ı dolduran yüz binlerce Ankaralı hemşehrime, bu mübarek ayda, bu güzel akşamda şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.  Erdoğan, 15  Haziran’da Ankara’da tarihi bir gün yaşandığını, Mersin’den Ankara’ya gelişinde de havalimanından şehir merkezine kadar 4 ayrı noktada gerçekleştirdiği konuşmalarının hayatında yaşadığı müstesna zamanlardan biri olduğunu söyledi. Sincan’ı hıncahınç dolduran kadın erkek, çocuk yaşlı, farklı partilerden yüz binlerin demokrasiye, sandığa, milli iradeye sahip çıktıklarını tüm dünyaya net bir şekilde ilan ettiklerini anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: “Ankara’daki muhteşem buluşmanın ardından, İstanbul’da 1,5 milyonu bulan kardeşimizle bir araya geldik. Ardından Kayseri, Samsun, Erzurum’da yüz binlerle kuçaklaştık. Meydanları büyük coşkuyla büyük bir muhabbetle dolduran kardeşlerimizin Türkiye’de oynanan oyunlardan ne kadar rahatsız olduklarını, bu oyunlar karşısında asla susmayacaklarını, sessiz ve tepkisiz kalmayacaklarını gördük ve bundan dolayı çok duygulandık çok da umutlandık.  Dünya nasıl eski dünya değilse, Türkiye’de artık eski Türkiye değildir. Geçmişte insanlar bir zülme, haksızlığa uğradıklarında sabrediyor, bunun hesabını günü geldiğinde meşru zeminde soruyorlardı. Dünyanın her yerinde ve Türkiye’de bugün de halklar sabrediyorlar. Bugün de meşruiyetler dairesi içinde kalıyorlar ancak bugün artık insanlar susmuyorlar, tepkisiz kalmıyor, boyun eğmiyorlar. Hesaplarını ileri bir tarihe ertelemiyor, meşruiyet içinde anında hesap sormak ve sorgulamak için seslerini yükseltiyorlar. Bunun en yakın, anlamlı örneğini şu anda kardeş ülke Mısır’da yaşıyoruz. Çok klasik, bayat senaryoyu Mısır’da uygulamak istediler. İnsanları yönlendirmek suretiyle cesaretlendirmek, galeyana getirmek suretiyle bir meydanı doldurdular. O meydanı ülkenin bütün bir fotoğrafı gibi tüm dünyaya servis ederek, bir darbeyi meşrulaştırabileceklerini zannettiler. Mısır’da kimsenin sesi çıkmayacak zannediyorlardı. Dünya bunu görmeyecek, duymayacak, hiç kimse tepki vermeyecek zannediyorlardı. Bir oldubittiyle sandık sonuçlarını çiğneyeceklerini, milletin hakkını ve hukukunu kolayca gasbedebileceklerini zannediyorlardı ama yanıldılar, hem kendileri yanıldılar hem de arkalarındaki güçler yanıldı.” -”Mısır’dakinin aynını burada yapmak istediler”- Başbakan Erdoğan, Mısır’daki darbeye Mısır halkının sessiz ve tepkisiz kalmadığını, meydanlara çıkarak “peki benim oyum ne olacak” sorusunu sormaya başladığını ifade ederek, “Mısır’dakinin aynını burada yapmadılar mı? Gezi Parkı’na gidenler zannettiler ki Türkiye sadece burası ama Ankara var, İstanbul Kazılçeşme var, Kayseri var, Erzurum var. Oradakileri ne yapacaksın? Onlar da ne dedi ‘benim oyum ne olacak. Benim oyumla 4 yıllığına iktidara getirdiğimi yok farz edemezsin’ dediler. Halkın iradesine saygı bu değil mi Bu? Eğer bunu kabul etmiyorsan bu ahlaki olmaz” ifadesini kullandı. Mısır halkının dayatmaya, oldu bittiye boyun eğmediğini, tek yürek halinde darbeye karşı onurlu ve meşru bir mücadeleye başladığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, Mısır halkının meşruiyet zemininden ayrılmadan mücadelelerini sürdürdüklerini vurguladı. Erdoğan, Mısır’da darbeyle yönetime gelenlerin, konuşmalarından, açıklamalarından rahatsız olduklarını dile getirdiklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’yi aslında çok takdir ediyorlarmış, ‘takdir ettiğimiz bir başbakanları var ama şimdi bazı gerçekleri bilmedikleri için yanlış açıklamaları, beyanları oluyor’ diyorlarmış. Hatta ‘gerekirse telefonla da konuşabiliriz’ diyorlarmış. Şimdi güler misin, ağlar mısın? Bir defa ben, seninle nasıl konuşacağım. Sen seçilmiş değilsin. sen darbe hükümeti tarafından veya darbe yönetimi tarafından atanmış birisisin. Hale bakın, daha da enterasan şimdi yemin merasimi yapıyorlar. Güler misin ağlar mısın? Ben, tüm dünyaya, Batı’ya sesleniyorum: Askeri darbeyi yapan kişi yani Sisi, milli savunma bakanı olmuş, ve milli savunma bakanı kendi getirdiği cumhurbaşkanının karşısında el pençe divan yemin ediyor. Böyle bir trajedi olabilir mi? Hangi demokraside böyle bir şey var? Atayacaksın, kaşısına gelip, el pençe divan durup yemin edeceksin. Buna Batı niçin sessiz kalıyor, neden hale seslerini çıkarmıyorlar? Omurgalı bir duruş niçin sergilemiyorlar? Eğer demokrasi diyorsanız, dünyada darbelere hayır diyorsanız…” Başbakan Erdoğan, kendisiyle telefonda görüşme arzusunda bulunan Mısırlı yetkilinin birkaç hafta önce darbeye karşı olduğunu söylediğini ancak şimdi başbakanlık, cumhurbaşkanlığı hevesiyle hareket edip, cumhurbaşkanlığı yardımcılığına gelince de kendisiyle görüşme talebinde bulunduğunu anlatarak, “O işi geç, sen seçimlerde yüzde 1,5 oy aldın ama Mursi yüzde 52 oy aldı. Yüzde 52, yüzde 1,5′tan herhalde büyüktür, önce ona saygı göstermesini bileceksin” diye konuştu.  Erdoğan, “Bizim derdimiz Mursi falan değil ama ben Mısır’da Cumhurbaşkanı olarak Sayın Mursi’yi görüyorum. Niye? Çünkü, Mısır halkına duyduğum saygı dolayısıyla. Eğer Baradey seçilmiş olsaydı, bugün bu ifadelerimi onun içinde kullanırdım ama o seçilmedi, yüzde 52′yi Mursi aldı” şeklinde konuştu. AK Parti’nin ilk seçim zaferinden sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘ün o dönem ilk AK Parti hükümetini kurması sırasında kendisinin de AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla Avrupa Birliği ülkelerini ziyaret ettiğini ve bu esnada Lüksemburg’a gittiğini hatırlatan Başbakan Erdoğan, dönemin Lüksemburg Başbakanı Jean Claude Juncker ile görüşmesinin ardından, ortak basın toplantısı düzenlediklerini anlattı.  Ortak basın toplantısında bir Türk gazetecinin Lüksemburg Başbakanı Juncker’e “siz başbakansınız, Erdoğan ise bir partinin genel başkanı, başbakan değil. Bu ilgi, alaka neden?” sorusunu yöneltmesi üzerine Juncker’in “bizim için önemli olan seçilmiş bir siyasi partinin lideri olmaktır. Şu anda onun partisi iktidardır, onun partisinin gösterdiği isim de kabine kuruyor” yanıtını verdiğini anımsatan Başbakan Erdoğan, “İşte demokrasi anlaşıyı budur. Halkın iradesine saygı anlayışı budur” diye konuştu. 

132 Toplam, 1 Bugün

Erdoğan, Ak Parti Ankara İl Başkanlığı’nın İftar Yemeğine Katıldı…(1)

| Ankara Haberleri | 18 Temmuz 2013

Erdoğan, Ak Parti Ankara İl Başkanlığı’nın İftar Yemeğine Katıldı…(1)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mısır’daki darbe yönetiminin atadığı Başbakan Baradey’den kendisine mektup geldiğini söyledi. Mektupta gerekirse telefonla görüşebilecekleri şeklinde ifade yer aldığını belirten Başbakan Erdoğan, Baradey’e, “Bir defa ben seninle nasıl konuşacağım? Sen seçilmiş değilsin. Sen darbe hükümeti tarafından veya darbe yönetimi tarafından atanmış birisisin” diyerek cevap verdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Ankara İl Başkanlığı tarafından Altınpark’ta düzenlenen iftar yemeğine katıldı. Sincan’daki ‘Milli İradeye Saygı Mitingi’nden dolayı AK Parti Ankara İl Başkanlığı’na ve Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür eden Başbakan Erdoğan, Ankara’da kendisini karşılayan yüz binler için, “Hayatımız boyunca müstesna yaşadığımız anlardan herhalde biri olacaktır” dedi.

Konuşmasının başında Mısır’daki darbeye değinen Erdoğan, “Dünyanın her yerinde ve Türkiye‘de bugün de halklar sabrediyorlar. Bugün de meşruiyet dairesi içerisinde kalıyorlar. Ancak bugün artık insanlar susmuyorlar, tepkisiz kalmıyorlar. Boyun eğmiyorlar, hesaplarını ileri bir tarihe ertelemiyor, meşruiyet içinde anında hesap sormak ve sorgulamak için seslerini yükseltiyorlar. İşte bunun en anlamlı örneğini şuanda kardeş ülke Mısır’da yaşıyoruz” dedi. “Çok klasik, son derece bayat bir senaryoyu Mısır’da uygulamak istediler” diyen Başbakan Erdoğan, “İnsanları galeyana getirmek suretiyle bir meydanı doldurdular, o meydanı ülkenin bütün bir fotoğrafı gibi dünyaya servis ederek bir darbeyi meşrulaştırabileceklerini zannettiler” şeklinde konuştu.

“Dünya bunu görmeyecek, duymayacak, görüp duysa bile hiç kimse tepki vermeyecek zannediyorlardı. Bir oldu-bittiyle sandık sonuçlarını çiğneyeceklerini, milletin hakkını ve hukukunu, kolayca gasp edebileceklerini zannediyorlardı ama yanıldılar” diyen Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Hem kendileri yanıldılar, hem de arkalarındaki güçler yanıldılar. Mısır halkı sessiz ve tepkisiz kalmadı. Çıktı meydana, ‘peki benim oyum ne olacak’ sorusunu sormaya başladı. Şimdi aynını burada yapmadılar mı, Gezi Parkı’na gidenler zannettiler ki Türkiye sadece burası. Ama Ankara var, İstanbul Kazlıçeşme var, Kayseri var, Samsun var, Erzurum var. Oradakileri ne yapacaksın? Oradakiler ne dedi ‘peki benim oyum ne olacak? Benim oyumla iktidara geleni, 4 yıllığına iktidara getirdiğimi yok farz edemezsin’ dediler. Zaten halkın iradesine saygı bu değil mi, bu. Eğer bunu kabul etmiyorsan, bu ahlaki olmaz. Mısır halkı dayatmaya rıza göstermedi. Mısır halkı tek yürek halinde meydana çıktılar, darbeye karşı onurlu ve meşru bir mücadele başlattılar. Ve meşruiyet zemininden ayrılmadan bu mücadeleyi sürdürüyorlar.”

“MISIR’DAN MEKTUP GELDİ”

Başbakan Erdoğan, kendisine Mısır’daki darbe yönetiminin atadığı Başbakan Baradey’den de mektup geldiğini söyledi. “Şimdi bana dün bir Mektup geldi Mısır’dan. Konuşmalarımızı beğenmiyorlarmış, rahatsız oluyorlarmış” diyen Erdoğan, mektubun içeriğinden ise, “‘Türkiye’yi aslında biz çok takdir ediyoruz, çok takdir ettiğimiz bir başbakanları vardı. Ama şimdi bazı gerçekleri bilmedikleri için yanlış açıklamaları, yanlış beyanları oluyor’ diyorlar. ‘Hatta gerekirse telefonla da konuşabiliriz’ diyorlar. Şimdi güler misin, ağlar mısın?” diyerek bahsetti. “Bir defa ben seninle nasıl konuşacağım? Sen seçilmiş değilsin. Sen darbe hükümeti tarafından veya darbe yönetimi tarafından atanmış birisisin” diyen Başbakan Erdoğan, “Hale bakın, daha da enteresanı şimdi yemin merasimi yapıyorlar. Güler misin, ağlar mısın?” dedi.

Erdoğan, “Ben tüm dünyaya sesleniyorum, Batı’ya sesleniyorum, askeri darbeyi yapan kişi yani Sisi; Milli Savunma Bakanı olmuş. Ve Milli Savunma Bakanı kendi getirdiği cumhurbaşkanının karşısında el pençe divan yemin ediyor. Böyle bir trajedi olabilir mi?” diye sorarak, “Hangi demokrasi de böyle bir şey var? Atayacaksın, karşısına gelip, el pençe divan durup yemin edeceksin. Buna Batı niçin sessiz kalıyor, neden acaba hala seslerini çıkarmıyorlar, omurgalı bir duruş niçin sergilemiyorlar?” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan şunları söyledi:

“Benimle telefonla görüşme arzusunda olan zat da, birkaç hafta önce darbeye karşı olduğunu söyleyip ama başbakanlık hevesine veya cumhurbaşkanlığı hevesine kapılınca hemen cumhurbaşkanlığı yardımcılığını kabul ediyor göreve geliyor ve ondan sonra da bizimle görüşme talep ediyor. O işi geç. Sen seçimlerde yüzde 1.5 oy aldın. Ama Mursi yüzde 52 oy aldı. Yüzde 52, 1.5’den herhalde büyüktür. Önce ona saygı göstermesini bileceksin. Bizim derdimiz Mursi falan değil. Ama ben Mısır’da Cumhurbaşkanı olarak Sayın Mursi’yi görüyorum. Mısır haklına olan saygım sebebiyle bunu böyle görüyorum. Eğer Baradey seçilmiş olsaydı, bugün bu ifadelerimi onun için de kullanırdım. Ama o seçilmedi, o 1.5’ta kaldı, yüzde 52′yi Mursi aldı, saygın olan odur.”

“SANDIK DEMOKRASİ DIŞI ARAYIŞLARIN PANZEHİRİDİR”

Başbakan Erdoğan, AK Parti’yi kurdukları sırasında Lüksemburg’da yaşadığı bir hatırasını da anlattı. Lüksemburg Başbakanı ile ortak bir basın toplantısı yaptıkları sırada bir Türk gazetecinin “Siz bir Başkansınız, peki şuanda basın toplantısını birlikte yaptığınız Erdoğan ise sadece bir partinin genel başkanı, başbakan değil. Bu ilgi bu alaka neden?” diye sorduğunu söyledi. Lüksemburg Başbakanın ise Türk gazeteciye “Bizim için önemli olanın seçilmiş bir siyasi partinin lideri olmaktır. Şuanda o siyasi partinin genel başkanı Erdoğan. Yasaklı olması hasebiyle böyle olabilir ama şuanda onun partisi iktidardır ve onun partisinin gösterdiği isimde kabine kuruyor” şeklinde cevap verdiğini aktardı. Erdoğan, demokrasinin ise işte bu olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, Mısır’da darbecilerin ve darbe destekçilerinin Tahrir Meydanı’nı gösterip darbeyi meşrulaştırma düşüncesini Adeviyye Meydanı’nda toplananların bozduğunu söyledi. “Biz kardeş ülke Mısır için, kardeş Mısır halkının tamamı için en kısa sürede barış, huzur ve istikrar temenni ediyoruz” diyen Erdoğan, “Gerek Mısır’da, gerek bu coğrafyada artık eline silah alan, ardına güç alan, ardına medyayı alan, ardına sermayeyi alan, öyle keyfi dayatmalarda bulunamaz. Eskiden olduğu gibi ‘darbe yaptım gibi millet iradesini, demokrasiyi susturamaz. O dönemler artık geride kalmıştır. Unutmayın, en büyük meydan, sandık meydanıdır. O rahatsızlığını sandıkta dile getir. Eğer sandık varsa, eğer sandık belli bir süre zarfında milletin önüne geliyorsa, herkes o sonuca uymak, saygı göstermek zorundadır” diye konuştu.

Erdoğan, seçim sandığının en başta çoğunluğun azınlığı yönetmesi için değil, azınlığın çoğunluğa dayatmalar yapmaması için var olduğunu ifade etti. “Sandık demokrasi dışı arayışların panzehiridir” diyen Erdoğan, “Sandık azınlığın çoğunluğa zulmetmesinin engelidir. Şimdi diyorlar ki, ‘Hitler de sandıkta çıkmıştı. Peki ne yapalım ‘sandıktan Hitler çıkabilir’ diyerek sandığı ortadan mı kaldıralım?” diye sordu.

133 Toplam, 2 Bugün

Erdoğan, Ak Parti Ankara İl Başkanlığı’nın İftar Yemeğine Katıldı…(2)

| Ankara Haberleri | 18 Temmuz 2013

Erdoğan, Ak Parti Ankara İl Başkanlığı’nın İftar Yemeğine Katıldı…(2)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bütçenin 4 milyar TL artı verdiğini söyleyerek, “Turizm çöktü” iddialarına cevap verdi. Erdoğan, “Yahu ne çöktü be? Şuanda, 5. ay sonu itibariyle turizmde gelirimiz bir önceki yıla göre yüzde 18.5 artmıştır. Fakat Türkiye’de ekonomik havayı bulandırmak için işte bu yollara tevessül ediyorlar” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Ankara İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar yemeğine katıldı. Burada bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, konuşmasının bir bölümünde Milli Şef olarak bilinen İsmet İnönü’ye yüklendi. Sandık’tan Hitler yönetimi gibi bir yönetim çıkabileceği şeklinde eleştiriler olduğunu hatırlatan Erdoğan, “Türkiye’de 1946 yılına kadar sandık yoktu. Ama ülke Führer değil de, Milli Şef olan birisi tarafından yönetiliyordu. 1950′deki temiz seçimlerden bugüne kadar da Türkiye hiçbir sandıktan Hitlervari bir yönetim çıkarma riskini yaşamamıştır. Asla da yaşamaz. ‘Sandıktan Hitler çıkabilir’ diyerek sandığı sorgulamak, bunu gündeme taşımak, gündemde tutmak demokrasiye yönelik hasmane bir tutumdan, art niyetten başka bir şey değildir” diye konuştu.

“Bugünler de yavaştan yavaşa, sandık sonuçlarına ilişkin tartışmalar da başladı” diyen Başbakan Erdoğan, “Eskiden seçim sandıkları açılınca, yenilenler ‘hile var’ diyerek ortalığı velveleye verirlerdi. Şuanda seçime 8 ay varken yenileceğini anlayanlar çok erken şekilde yaygara koparmaya başladılar. Daha ortada sandık yok, sonuç yok. Ne diyorlar şimdi ‘seçimde hile var’. Ortaya dökülmeye başladılar” dedi.

Bir gencin ‘Oruç tutmadığım için bana saldırdılar’ diyerek karakola şikayete gittiğini belirten Erdoğan, polisin ise “Kardeş Ramazan yarın başlıyor. Buyur bir çayımızı iç” diyerek şikayetçiyi geri gönderdiğini anlattı. Erdoğan, “Biz de şimdi seçime 8 ay kala ‘sandıkta hile var’ diye dereyi görmeden paçaları sıvayan oldu. Bizim de onlara söyleyeceğimiz şu, 8 ay kala bahane üreteceğinize, şimdiden yenilginize gerekçe üreteceğinize gidin ve çalışın” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, ayrıca İsmet İnönü ile ilgili anlatılan bir olayı da anlattı. Erdoğan şöyle konuştu:

“Bunların Milli Şefi’ne bir gün demişler ki, ‘paşa hiç Allah demiyorsun, bu millet ise Allah’ı sever. Bir Allah deyiver’. Cevabı hazır; ‘az önce dedim ya ya’, diyor. ‘Ne dediniz’ diyorlar, ‘Allahısmarladık dedim’ diyor. Tablo bu. Biz AK Parti teşkilatı olarak kurulduğumuz andan itibaren sadece çalışarak bugünlere ulaştık. Biz halkımızı seviyoruz, halkımızı kucaklıyoruz, ayrım yapmaksızın kucaklıyoruz.”

“İSTEMİYORSANIZ KULLANMAYIN O KÖPRÜLERİ, SANDALLA GİDİP GELİN”

Başbakan Erdoğan, İstanbul’a yapılacak olan 3. köprüye yönelik eleştirilere de sert cevap verdi. Bazı kesimlerin 3. köprünün yapılmaması için elinden gelen gayreti gösterdiğini belirten Erdoğan, “Bizim onları dinleyecek halimiz de yok. Tabi biz 3. köprüyü de yapacağız” dedi. Macaristan’daki Budapeşte şehrinin ortasından geçen Tuna Nehri üzerinde 8 tane köprü bulunduğunu belirten Erdoğan, 3. köprüye karşı çıkanlar için “Bunlar dünyadan bir haberler” dedi.

3. köprü ile birlikte 2 tane de boğazın altından geçen bir raylı sistem yaptıklarını, 29 Ekim’de bu raylı sistemin açılışını yapacaklarını ifade eden Erdoğan, “2015’te de çift tüp, yine denizin altından otomobillerin gidip geldiği, onu yapıyoruz. 2015’te de onu açacağız. Bizim yaptıklarımıza, ulaştıklarımıza bunların hayalleri bile ulaşamaz, bizim farkımız bu” şeklinde konuştu.

“Şimdi ben tabi Kanal İstanbul diyorum, adamın havsalası almıyor, almaz” diyen Erdoğan, “İlk söyledikleri şey ‘nasıl yapacaksınız?’ Yahu yapacağız merak etme. Yaptığımızda da bunu göreceksin, yeter ki sabırlı ol” dedi. 3. köprüye karşı çıkanların 1. köprüye ve 2. köprüye de karşı çıktıklarını, fakat yapıldıktan sonra bu köprüleri kullandıklarını söyleyen Erdoğan, “Ee hadi kullanmayın o köprüleri, sandalla gidip gelin. Siz köprüleri istemiyordunuz onunla gidip gelebilirsiniz” diyerek tepki gösterdi.

“TURİZM GELİRLERİ YÜZDE 18.5 ARTTI”

Erdoğan, Türkiye’nin ekonomik durumuna da dikkat çekti. “Dünya küresel finans krizi karşısında çok zor bir dönemden geçerken Türkiye ekonomisi başarılarına yeni başarılar ekliyor” diyen Erdoğan, “İşte Maliye Bakanım basın toplantısını yaptı. Ve gördüğünüz gibi bütçemiz hamd olsun, artı verdi. Yaklaşık 4 milyar TL artı verdi” dedi. Erdoğan, “Ekonomide kaydettiğimiz başarının yanında demokratikleşme adımlarımız hız kesmeden devam ediyor” diyerek, “Turizm çöktü” yönünde koparılan yaygaraya da tepki gösterdi. 5. ay sonu itibariyle turizm gelirinin yüzde 18.5 oranında arttığını söyleyen Erdoğan şöyle konuştu:

“Yahu ne çöktü be. Şuanda, 5. ay sonu itibariyle turizmde gelirimiz bir önceki yıla göre yüzde 18.5 artmıştır. Fakat Türkiye’de ekonomik havayı bulandırmak için işte bu yollara tevessül ediyorlar. Tabi buna dünya da destek veriyor. Batı buna destek veriyor. Çünkü güçlü bir Türkiye istemiyorlar. Ekonomik yönden kalkınmış bir Türkiye istemiyorlar ama el ele vereceğiz, milletimle birlikte el ele vereceğiz, ülkemizi muhasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkaracağız.”

“HEDEF AK PARTİ DEĞİL, HEDEF TÜRKİYE’DİR”

Başbakan Erdoğan, “Çözüm süreci bütün sabotajlara, bütün tahriklere rağmen kararlılıkla ilerliyor, umutla yol alıyor” diyerek, Türkiye’yi hedef alan iç ve dış saldırılara tek yürek olunacağını söyledi. Seçimlere 8 ay kaldığını ve bu 8 ayda çok çalışacaklarını, kapı kapı dolaşacaklarını ifade eden Erdoğan, “Bildiklerimizi bilmeyenlere anlatacaksınız” dedi. Gezi Parkı olaylarına gönderme yapan Erdoğan, “Tarihimizin en başarılı Mayıs ayını yaşarken, ekonomide, diplomaside, çözüm sürecinde sevindirici neticeler alınırken, Türkiye’de oynanmaya başlayan oyun asla ve asla tesadüf değildir. Onların bir tuzağı varsa, Allah’ın da bir tuzağı var, milletin de bir tuzağı var” diye konuştu.

“Biz onların bizi çekmek istedikleri tuzaklara asla düşmeyecek, onların oyunlarına gelmeyeceğiz” diyen Erdoğan, “Sosyal medyalarıyla, arkalarına aldıkları başka güçlerle onlar bize saldıracak ama biz de bu saldırılara karşı mertçe dayanacağız” dedi. Bu tuzakların ilk defa kurulmadığına dikkat çeken Erdoğan, “3 Kasım’dan bugüne kadar çeşitli şekillerde bu tuzakları kurdular, bizi bu tuzaklara çekmek istediler. Ne aldanan olduk, ne aldatan olduk. Bu tuzakları da aynı şekilde gençliğimizle, kadın teşkilatımızla, ana kademeyle evelallah aştık, yıktık” şeklinde konuştu.

Erdoğan, Türkiye içindeki ve bölgesindeki olayları kastederek, “Şunu herkes bilsin hedef AK Parti değildir, hedef Türkiye’dir, hedef demokrasidir, hedef milletin bizatihi kendisidir” dedi. Onlar kutuplaştırıcı olacak, biz kucaklayıcı olacağız” diyen Erdoğan, “Onlar ayırmak için mücadele verecek, biz birlik için beraberlik için, kardeşlik için mücadele vereceğiz” diye konuştu.

109 Toplam, 1 Bugün

Erdoğan, Ak Parti Ankara İl Başkanlığı’nın İftar Yemeğine Katıldı…(3)

| Ankara Haberleri | 18 Temmuz 2013

Erdoğan, Ak Parti Ankara İl Başkanlığı’nın İftar Yemeğine Katıldı…(3)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin anayasada uzlaşılan 48 maddeyle ilgili açıklamalarına cevap verdi. MHP’nin 48 maddeyle ilgili kendi içinde çelişkiye düştüğüne dikkat çeken Erdoğan, “Bir defa sizin bize söyleyecek, lafınız yok ya. Niye? Çünkü biz 326 milletvekiliyle bu uzlaşma komisyonunda 3 kişiyle temsil edilmeyi kabul etmişiz, sen ise 51 tane milletvekilinle 3 kişiyle temsil ediliyorsun. Ayıptır ya, saygılı ol” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Ankara İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar yemeğinde gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Gezi Parkı olaylarına dikkat çeken Erdoğan, ülke içinde bir Alevi-Sünni ayrışmasının hedeflendiğine dikkat çekti. Alevi-Sünni konusuna dikkat çeken Başbakan Erdoğan şunları söyledi:

“Alevilik-Sünnilik ne demek ya? Alevilik Hz. Ali Efendimizi sevmek değil mi? Alevi Müslüman değil mi? Sünni de Müslüman. Eğer Alevilik Hz. Ali’yi sevmekse, ben dört dörtlük Aleviyim. Çünkü Hz. Ali Efendimizi çok seviyorum. Sevgililer sevgilisinin damadı, 4. Halife; cengaver. Onu nasıl sevmem? O nasıl yaşıyorsa onun gibi yaşamaya gayret ediyorum. Ama ‘Aleviyim’ diye ortaya çıkıp Hz. Ali’nin yaşam şekliden uzak olanlara söyleyecek hiçbir şeyim yok.”

Başbakan Erdoğan, “Kardeşlerim, bizi bölmek isteyenlere, böyle bir mezhep kavgasının içine sokmak isteyenlere sakın oyuna gelmeyin. Bu bir tuzaktır, ciddi tuzaktır. Bu oyuna gelmeyeceğiz” diyerek, yapıcı bir dil kullanılması gerektiğine dikkat çekti. “Nezaketten, zarafetten asla taviz vermeyeceğiz” diyen Erdoğan, “Kışkırtmalara tahriklere asla gelmeyeceğiz. Ankara’da her ilçede, her mahallede her köydeki insanımıza ulaşacak, farkımızı onlara gösterecek, Türkiye sevdamızı millet sevdamızı onlarla paylaşacağız” şeklinde konuştu.

“BAHÇELİ, ÖNCE DÜRÜST OL”

Başbakan Erdoğan, yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili son durumu da değerlendirdi. Milletin bir anayasa beklediğini, fakat CHP, MHP ve BDP’nin bu çalışmaların önünü kesmek için ellerinden geleni yaptığını söyleyen Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 2 gün önce yaptığı sert açıklamayı hatırlattı. “Benim edebim onun ağzıyla konuşmaya müsaade etmez. Çünkü o seviyeye inmem. Benim, Türk milleti ahlakı onun menşeinden, kökünden ecdadımızdan aldığımız terbiye buna müsaade etmez” diyerek Bahçeli’ye yüklenen Erdoğan, “Bizi terör örgütüyle işbirliği yaparmış gibi gösterme gayreti içerisine girmek aslında bir zillettir, bir denaettir” dedi.

Kendilerinin terörü bitirme gayretindeyken MHP’nin ise sokakları terörize etme gayreti içinde olduğunu söyleyen Erdoğan, buna örnek olarak ise bazı MHP’lilerin Habertürk Gazetesi’ni basmak istemesini gösterdi. “Gittiler oraları taşladılar?” diyen Erdoğan, “AK Parti gençliğinden böyle bir şey göremezsiniz? Niye, Çünkü bizim kitabımızda anarşi yok. Bizim kitabımızda terör yok” diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin anayasa çalışmalarında uzlaşılan 48 maddenin Genel Kurul’a gelmesine onay vermeyen açıklamasına cevap veren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ramazan-ı Şerif ayındayız. Bizim iftarlarda yaptığımız bu konuşmalardan dahi rahatsız oluyor. Önce dürüst ol. 48 maddede mutabık kalındığına göre, bir gün önce yardımcın ‘ön koşulsuz biz bunu çıkarmaya varız’ diyor, bir gün sonra sen çıkıyorsun ‘hayır’ diyorsun. Önce siz içinizde bir defa birbirinizle vuruşmaya düşmüşsünüz. Böyle bir durumdasınız. Ve samimi olsanız; tamam 4 siyasi parti madem 48’inde anlaştı, buyurun bunları geçirelim, bundan sonra artırabiliyorsak daha da artıralım. Bunları geçirelim. Bir defa sizin bize söyleyecek, lafınız yok ya. Niye? Çünkü biz 326 milletvekiliyle bu uzlaşma komisyonunda 3 kişiyle temsil edilmeyi kabul etmişiz, sen ise 51 tane milletvekilinle 3 kişiyle temsil ediliyorsun. Ayıptır ya, saygılı ol.

326 milletvekiline sahip olan bir parti 3 tane temsilciyi bulunduruyor, 51 milletvekiline sahipsin; 3 milletvekili bulunduruyorsun. Saygı duyman lazım. Çünkü biz, bağcıyla kavga etmiyoruz, biz ‘üzümü yiyelim’ diyoruz. Milletçe, hep beraber… Hepsinin toplamı CHP, MHP, BDP 220… Onlar 9 kişiyle temsil ediliyor. Biz 326, 3 kişiyle. Görüyor musunuz? Ama derdimiz başka. Biz diyoruz ki, ‘bu işi başaralım’.

Arkadaşlarıma tekrar teklif ettim. 3 tane arkadaşıma dedim ki, ‘Sayın Meclis Başkanı’na ben söyledim, siz de söyleyin. Haftada 2 gün tatil yapacaksınız, 5 gün yoğun bir şekilde çalışmak suretiyle yeni anayasayı çıkaracaksınız. Buna var mı, yok mu bunu ortaya koysunlar’. Biz varız. ‘Ee daha önce başka türlü tarih söylemiştin?’ Söyledim ama siz hiçbir zaman sözünüzde durmadınız ki. Şimdi de Meclis Başkanımızın ricasını kırmadık, bu rica üzerine bunu kabul ettik. Ve bu işi yürüten Meclis Başkanı’dır, nihai kararı verecek olan da odur.”

122 Toplam, 2 Bugün

Chp Lideri Kılıçdaroğlu, Şehit Yakınları Ve Gazilerle İftarta Buluştu

| Ankara Haberleri | 18 Temmuz 2013

Chp Lideri Kılıçdaroğlu, Şehit Yakınları Ve Gazilerle İftarta Buluştu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda mutabakata varılan 48 maddenin TBMM’den geçirilmesi durumunda tutuklu milletvekillerinin sorunlarının çözüleceğine ilişkin, “Bu aşamada tutuklu milletvekilleri serbest bırakılacak mı bırakılmayacak mı böyle bir tartışma doğru değil. Sanki Anayasa’yı tutuklu milletvekilleri çıksın diye yapıyoruz gibi bir algı çıkabilir ortaya” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bilkent Otel’de düzenlenen iftar yemeğinde şehit yakınları ve gazilerle bir araya geldi. Masaları tek tek dolaşarak şehit yakınları ve gazilerle sohbet eden Kılıçdaroğlu, iftarın ardından şehit yakınları ve gazilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.

İftar yemeğine CHP Merkez Yönetim Kurulu üyeleri ile bazı milletvekilleri de katıldı.

İftar öncesi gazetecilerin sorularını cevaplandıran CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun yeni anayasa çalışmaları kapsamında uzlaştığı 48 maddenin yasalaşması halinde bunun tutuklu milletvekilleri sorunun çözüleceğine ilişkin görüşleri değerlendirdi.

Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun çalışmalarına devam ettiğini ve verimli bir çalışma yaptıklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Bu aşamada ‘tutuklu milletvekilleri serbest bırakılacak mı, bırakılmayacak mı’ böyle bir tartışma doğru değil. Sanki anayasayı tutuklu milletvekilleri çıksın diye yapıyoruz gibi bir algı çıkabilir ortaya” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Türkiye‘nin daha özgür, daha demokratik bir anayasaya sahip olmasını istediklerinin altını çizdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde kredi kartı kullanımına ilişkin yaptığı açıklamaların hatırlatılması üzerine de Kılıçdaroğlu, “Ne söyleyeyim; bu ülkeyi yöneten kim. Bu ülkenin başbakanı kim. Vatandaşlar borç içine girmişlerse, borç batağındalarsa, bu ülkede ekonomi politikasını kim yürütüyordu. Dışarıdan gelenler mi bu ülkeyi yönettiler. Ekonomi politikasını başkaları mı uyguladı. Hem uyguluyorlar hem de şimdi vatandaşı suçluyorlar. ‘Neden siz kredi kartı kullanıyorsunuz’ diye, yasakla bari. Zaten vatandaşın elinde bir kredi kartı kaldı onu da yasaklayın bari, doğru değil” diye konuştu.

Türkiye’nin iyi yönetilmediğini. İzlenen ekonomi programlarının sağlıklı olmadığını ve sağlıklı üretim yapılmadığını belirten Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“İstihdam sorunumuz var, işsizlik sorunumuz var, bunlar çözülmedi. Dış ticaret açığımız var, gittikçe büyüyor. Bakın bütün iş dünyasına herkes kaygı içinde. Bu kaygıyı yaratan tabloyu

Sayın Başbakan ‘kredi kartı kullanmayın, şunu yapmayın, bunu yapmayın ‘ diyerek geçiştiriyor. Bu, doğru değil. Doğru dürüst ekonomi politikası uygulayacaksınız, üretime endeksli politika, istihdama yönelik politika olacak, herkes mutlu olacak, bu politikayı yürütürseniz başarı elde edersiniz, vatandaşı suçlayarak bir sonuç elde edemezsiniz.”

112 Toplam, 1 Bugün

Şehit Yakınları Ve Gazilere Iftar

| Ankara Haberleri | 17 Temmuz 2013

Şehit Yakınları Ve Gazilere Iftar

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, şehit yakınları ve gazilerin “baş tacı” olduğunu belirterek, “Sizin evlatlarınız sayesinde bu topraklar vatan olmuştur. Acınız acımızdır, evlatlarınız evlatlarımızdır” dedi. Şahin, Bakanlığınca Demirel Vilayetler Evi’nde “Şehit Yakınları ve Gaziler Buluşması” adıyla düzenlenen iftar sonrasında yaptığı konuşmada, rahmet ayı ve rahmet sofrasında bulunduklarını belirtti. “Ramazan ne kadar rahmet, merhamet, mağfiret, takva, dua, arınma, barınmaysa o kadar sevgi, saygı, dayanışma, birlik ve beraberliktir” diyen Şahin, Allah’ın insanları yaratırken bir hak ve adaleti sağlama görevi verdiğini de söyledi. Şehit yakınları ve gazilerin kendileri için çok önemli, kıymetli, baş tacı olduğunu ifade eden Şahin, kutsal olan değerler üzerine hiç düşünmeden can verilebileceğini dile getirdi. “Bu vatandır, bu millettir, bu namustur, bu ay yıldızlı bayraktır” diyen Şahin, şöyle konuştu: “Sizin evlatlarınız sayesinde bu topraklar vatan olmuştur. Acınız acımızdır, evlatlarının evlatlarımızdır. Sayın Başbakanımıza sizinle yaptığımız toplantıların sonuçlarını götürdüğümüz zaman bize verdiği talimat şudur: ‘Onlar bizim başımızın tacı, şehadet şerbeti içen kardeşlerimiz, aziz milletin evlatlarıdır. Talep neyse, ihtiyaç neyse, mağduriyet neyse derhal yerine getirilsin.’ Talimatı üzerine bir yıl içinde 2 güçlü paketi parlamentodan geçirmeyi başardık. Sayın Başbakanımız ve hükümetimiz bir taraftan çözüm süreciyle başka canlar yanmasın, başka evlere ateş düşmesin, başka acılar yaşanmasın, başka gözyaşı olmasın diye büyük bir samimiyetle büyük bir kararlılıkla büyük bir azim ve gayretle çözüm sürecini başlatmıştır. Ama can yerine gelmiyor. Geriye kalanın mağduriyetini gidermek, sosyal adaleti, sosyal barışı sağlamak bizim boynumuzun borcudur. Şehadet şerbeti içmiş kardeşlerimizin emaneti bizim emanetimizdir.” Şahin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın talimatıyla kısa süre önce “torba yasa” içinde şehit yakınları ve gazileri ilgilendiren yeni bir paketi meclisten geçirdiklerini anımsatarak, 10 milyon kişinin ücretsiz seyahat hakkını, ayrıca istihdamla ilgili bir uygulamayı da bu paketle sağlayacaklarını kaydetti.  Makamları bir emanet olarak gördüklerini vurgulayan Şahin, “Milletimizin hayır duasını aldığımız sürece, yolumuz aydınlanacaktır ve sizlerin duasıyla bu memleket, bu ülke, bu coğrafyanın kaderi değişecek, acı, göz yaşı bitecek ve herkes evlatlarıyla huzurlu, mutlu yaşayacaktır” diye konuştu.

95 Toplam, 1 Bugün

Başbakan Erdoğan Şehit Yakınları Ve Gazilerle İftar Yaptı

| Ankara Haberleri | 17 Temmuz 2013

Başbakan Erdoğan Şehit Yakınları Ve Gazilerle İftar Yaptı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çözüm sürecinin şehitlerin hatırasını incitecek bir süreç olmadığını söyleyerek, “Aynı ezanla, aynı besmeleyle, aynı dua ile orucu açanların evlatlarının birbirine kastetmesine şu yürek dayanmaz. Terörle mücadele ederiz, teröristle mücadele ederiz, kararlılıktan asla vazgeçmeyiz. Ama bu mücadeleyi verirken, annelerin, babaların yüreklerini ferahlatmak da bizim asıl gayemiz, asıl hedefimizdir” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gölbaşı’ndaki vilayetler evinde şehit yakınları ve gazilerle iftar yaptı. İftarın ardından bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, şehit ve gazileri minnetle yadetti. Çözüm süreciyle ilgili önemli açıklamalar yapan Başbakan Erdoğan, “Çözüm süreci adını verdiğimiz süreç asla ve asla şehitlerimizin ruhunu muazzep edecek, onların hatırasını incitecek bir süreç değildir. Biz öyle bir girişimin içinde asla olmayız. Şehitlerimizin hatırasına gölge düşürecek bir adımı biz asla atmayız” dedi. Şehitlerin hatırasının her türlü ideolojinin üzerinde olduğunu kaydeden Başbakan Erdoğan, “Bizim anlaşımız şudur; eğer bir tek şehidimizin aziz hatırası incinecekse, her şeyden hatta serimizden yani başımızdan dahi geçmek bizim varlık sebebimizdir. Şehitlerimizin karşısında, makamların, rütbelerin, siyasi görüşlerin, siyasi rekabetin hiçbir anlamı yoktur ve olamaz. Peygamberlerden sonra ki en büyük mertebeye ulaşmış o aziz şehitler huzurunda hiçbir şey onların hatırasından, onların miras bıraktığı değerlerden daha anlamlı daha önemli değildir. Biz çözüm süreci adını verdiğimiz çalışmaları işte böyle bir anlayışın üzerine bina ettik” diye konuştu.

“Bu süreç bir al ver süreci değildir” diyen Başbakan Erdoğan, “Bu süreç asla bir pazarlık süreci değildir. Her zaman ifade ettim, ülkemizin istikbali, istiklali için, bayrağımızın şerefi milletimizin namusu için gerekirse ebediyete kadar kahramanca mücadele veririz. Biz ecdadımızdan böyle gördük, gerektiğinde de böyle devam ederiz. Ama biz ölmenin ve öldürmenin devam ettiği değil, yaşamanın ve yaşatmanın egemen olduğu bir gelecek, böyle bir ülke, böyle bir toplum istiyoruz” şeklinde konuştu.

7 aydır artık şehit haberlerinin gelmediğini hatırlatarak, tüm Türkiye’yi bir ve beraber yapan Ramazan ayına vurgu yapan Başbakan Erdoğan, çözüm süreciyle ilgili olarak şöyle konuştu:

“Şurada 7 aydır hamdolsun artık şehitler gelmiyor. Bu bir rahatlama değil mi, bu bir toplumda hamdolsun huzur havasının esmesi değil mi? Beklediğimiz, aradığımız bu değil mi? 76 milyonun çok büyük bir kısmı şuanda mübarek Ramazan aynı dinin, aynı kitabın emri olan orucu tutuyor. İftarın hemen öncesinde herkes aynı sofranın başında aynı niyetle okunacak ezanı bekliyor. Iğdır’da, Ardahan’da, Ağrı’da, Van‘da, Hakkari’de okunmaya başlanan ezan köy köy, ilçe ilçe, il il tüm Türkiye’yi geçiyor; Muğla’ya, İzmir’e, Çanakkale’ye, Tekirdağ’a, Edirne’ye ulaşıyor. Van’da başlayan iftar Edirne’ye kadar devam ediyor. 76 milyon aynı ezanı dinliyor, aynı ezanla felaha koşuyor, aynı ezanla bereketle kucaklaşıyoruz.

Benim Afyonkarahisarlı, Yozgatlı, Konyalı, İstanbullu annemle, Vanlı, Diyarbakırlı, Muşlu, Bingöllü annem aynı sofranın güzel telaşını yaşıyor, aynı bereketi paylaşıyor. İftar sofrası sadece gıdasıyla değil, sohbetiyle, muhabbetiyle, huzuruyla da berekettir. Hiçbir anne, hiçbir baba o iftar sofrasında bir sandalyenin boş kalmasını, bir tabağın eksik kalmasını, bir kaşık tıkırtısının noksan olmasını istemez. Aynı ezanla, aynı besmeleyle, aynı dua ile orucu açanların evlatlarının birbirine kastetmesine şu yürek dayanmaz. Terörle mücadele ederiz, teröristle mücadele ederiz, kararlılıktan asla vazgeçmeyiz. Ama bu mücadeleyi verirken, annelerin, babaların yüreklerini ferahlatmak da bizim asıl gayemiz, asıl hedefimizdir.

Bakın çözüm süreci başladığı andan itibaren aylardır bu dağlardan acı haberler almıyoruz. Tam aksine artık oralarda piknikler yapılabiliyor. Ayyıldızlı bayrağa sarılmış tabutlar gelmiyor. Aylardır sizin yaşadığınız o tarifsiz acıyı, evladını yitirmenin o büyük yürek yarısını, o Denizli’deki annenin de ifade ettiği gibi ‘ah şu süreç söyle 6-7 ay önce başlasaydı’ ifadesi ortaya çok açık net koyuyor. Başka anneler, başka babalar bunu tecrübe etmesin istiyoruz. Rabbim hiç kimseye evlat acısı yaşatmasın. İşte biz bu duayı edecek kadar büyük bir milletiz. Biz vatanını müdafaa ederken öldürdüğü genç için de yürek sızısı hisseden o annelerin, o babaların acısını paylaşan bir milletiz. Kin ve intikam duygusu bizim millet olarak asla prim verdiğimiz bir duygu değildir. Elbette bize yaşatılanları unutmayacağız. Elbette bizim evlatlarımıza kastedenleri unutmayacağız. Ama daha fazla ölümün, daha fazla acının önüne geçmek içinde meşruiyet dairesinde mücadeleye kararlıklı dairesinde devam edeceğiz.”

“BÖLGEMİZDE OYNANAN OYUNLAR, ZAYIFLATILMIŞ BİR TÜRKİYE İÇİNDİR”

Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin sadece teröre ve teröristlere karşı mücadele etmediğini söyleyerek, “Biz teröre ve teröristlerle birlikte onları kullanan, onlar üzerinden Türkiye ile hesap görmeye çalışanlara karşı da mücadele veriyoruz” dedi. Türkiye’de kanın ve göz yaşının dinmesini istemeyen çok farklı çevreler olduğunu anlatan Erdoğan, “Biz bunların hiç birine boyun eğmeyiz ve eğmeyeceğiz. Tekrar ediyorum, taviz vermeyiz. Anayasa ve yasaların çiğnenmesine müsaade göstermeyiz. Değerlerimizin ayaklar altına alınmasına, hele hele aziz şehitlerimizin ruhlarının incitilmesine asla göz yummayız. Bu güzel süreci sabote eden millete hesabını veremez. Bu süreci tahriklerle, provokasyonlarla, çirkin bazı girişimlerle akamete uğratmak isteyenler tarihe hesap veremez. Türkiye Cumhuriyeti Devleti küçük hesaplar, küçük kurnazlıklar karşısında boyun eğecek bir devlet değildir” diye konuştu.

Türkiye’nin bölgesinde güçlenmemesi için oyunlar oynandığına vurgu yapan Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Biz kanın durması için bu kadar samimi, bu kadar gönülden çırpınırken birilerinin siyasi rant, siyasi hesap içinde olduğunu çok iyi görüyor ve sabırla izliyoruz. Sabrımızı muhafaza edeceğiz. Bu milletin kardeşliği için sabırla, kararlılıkla, metanetle yolumuza devam edeceğiz. Bu meseleyi Allah’ın izniyle artık rafa kaldıracak Türkiye’nin önündeki bir engeli, Türkiye’nin ayaklarına takılmış bir prangayı mutlaka kırıp yok edeceğiz. Sizlerden bize inanmanızı, bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da bize güvenmenizi rica ediyorum. Biz bugüne kadar sizin başınızı öne eğecek hiçbir girişimin içinde olmadık. Hiç şüpheniz olmasın, bundan sonra da asla başınızı öne eğdirmeyeceğiz.

Bakınız dünya farklı bir Türkiye konuşuyor değil mi, ama şunu unutmayın; dünya güçlü bir Türkiye istemiyor. Bunu özellikle bilmenizi istiyorum. Bölgemizde oynanan oyunlar, zayıflatılmış bir Türkiye içindir. Ama biz buna da prim vermeyeceğiz. İnşallah bunu da hep birlikte çözeceğiz. Onlar yanlış hesaplar içindeler, biz ise hesabımızı iyi yapıyoruz. Ve biz biliyoruz ki; biz önce eşeği sağlam kazığa bağlayacağız ondan sonra da Allah’a emanet edeceğiz.”

94 Toplam, 1 Bugün

Şehit Yakınları Ve Gazilere Iftar

| Ankara Haberleri | 17 Temmuz 2013

Şehit Yakınları Ve Gazilere Iftar

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Şehitlerine ve gazilerine sırtlarını dönenler, onlara yüz çevirenler vatanlarına, bayraklarına, mensubu oldukları milletlere sırtlarını dönmüş, yüz çevirmişlerdir. Biz tarihimiz boyunca asla böyle vefasız bir millet olmadık. Allah’ın izniyle de ebediyen asla vefasız olmayacağız. Şehidini ve gazisini unutan, onlardan yüz çeviren, onlara hürmette kusur eden milletler geçmişlerini unutmuşlardır. Dolayısıyla onların gelecekleri de yoktur” dedi. Başbakan Erdoğan, Ankara Vilayetler Evinde Aile ve Sosyal Politikalara Bakanlığı tarafından şehit yakınları ve gazilere verdiği iftarın ardından yaptığı konuşmaya, tüm şehit yakınları ve gazilere samimi şükranlarını ileterek başladı.  Vatanları, bayrakları, milleti için fedakarca vazife yapmış gaziler ve bu uğurda ebediyete intikal etmiş şehitlerin iftihar vesilesi olduklarını ve her daim öyle kalacaklarını belirten Erdoğan, “Vatanları için canlarını feda etmiş, peygamberlik makamından sonraki en yüksek mertebeye ulaşmış şehitlerimizi bir kez daha hürmetle rahmetle minnetle yadediyorum. Allah onlardan razı olsun, mekanları inşallah cennet olsun. Bu mübarek ramazan akşamında Rabbim salat ve selamlarımızı tüm şehitlerimizin ruhuna bağışlasın, inşallah bizleri onların şefaetlerine nail eylesin” diye konuştu. Başbakan Erdoğan, şehitlik mertebesine ulaşmak ne kadar ulvi bir dereceyse şehitlerin yakınları için de sabretmek, metanet içinde olmak ve rızayıilahiye teslim olmanın da bir o kadar büyük ve ulvi bir derece olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti: “Kur’an-ı Kerim, yani ilahi mesaj, bize o şehitlerin ölmediğini, yaşadıklarını, bizim bunu hissedemeyeceğimizi, anlayamayacağımızı, Allah katında onların rızıklandırıldıklarını bildiriyor. Onlar derecelerin en üstüne ulaştılar, Rabbimiz rızkıyla rızıklanıyorlar. Bunun bilinciyle bunun şuuruyla bizler de onların mübarek mertebelerine layık olmak için, onların aziz hatıralarını yaşatmak için özellikle de onların mirasına sahip çıkmak için tam bir hürmet, hassasiyet içinde olmaya azami özen gösteriyoruz. Şunu bilmenizi isterim: Bu vatan bizlere her şeyden önce şehitlerimizin, gazilerimizin emanetidir. İstiklal şairimizin ifadesiyle ‘Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda / Canı cananı bütün varımı alsın da hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.’ Bu topraklar sıradan topraklar değil, bu topraklar uğrunda şehitler verdik, bu topraklar o şehitlerimizin, gazilerimizin kanlarıyla adeta yoğruldu, hamur oldu. Biz, bu topraklar üzerinde yaşıyoruz, bu bayrağı ve bu bayrağın onurunu ve şerefini muhafaza etmek her şeyden önce bize şehit ve gazilerimizin yüklediği ayrı birer vazifedir. Bayrağımız anlamlıdır ama bunun farkında olmayan gafiller de vardır, cahiller de vardır. Bayrağımız rengini, şehidimizin kanından alıyor. Bayrağımız hilalini, bağımsızlık mücadelemizin timsali, temsili olarak ifade ediyor. Yıldız ise işte o da şehitlerimizin ta kendisidir. Çünkü her şehit bir yıldızdır, her şehidin şehadeti bir yıldızın aslında ebediyete yürümesidir bunu böyle göreceğiz, bileceğiz.” -”Şehit yakınlarını ve gazileri kutsal emanet olarak görüyoruz”- Başbakan Erdoğan, vatanı ve bayrağı şehit ve gazilerin emaneti gördükleri kadar, şehit yakınlarını ve gazileri de onların birer kutsal emaneti olarak gördüklerini vurguladı. Erdoğan, “Şehitlerine ve gazilerine sırtlarını dönenler, onlara yüz çevirenler vatanlarına, bayraklarına, mensubu oldukları milletlere sırtlarını dönmüş, yüz çevirmişlerdir. Biz tarihimiz boyunca asla böyle vefasız bir millet olmadık. Allah’ın izniyle de ebediyen asla vefasız olmayacağız. Şehidini ve gazisini unutan, onlardan yüz çeviren, onlara hürmete kusur eden milletler geçmişlerini unutmuşlardır. Dolayısıyla onların gelecekleri de yoktur” ifadesini kullandı.  -”Ailelerin mağduriyetini hep gidermenin gayreti içinde olduk”- İstiklal şairi merhum Mehmet Akif Ersoy’un “Bizler, hepimiz şehit torunlarıyız, şehit çocuklarıyız” sözlerini hatırlatan Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Atalarımızın, ecdadımızın o mübarek, o muazzez şehitlerimizin ruhlarını unutmayacağız. Bir ülkenin ve bir milletin şehit ve gazilerine göstereceği en öncelikli vefa bir vazife olarak telakiyle bunu söylüyorum. Gazilerine ve şehitlerinin yakınlarına şüphesiz ki sahip çıkmaktır. Canlarını vatan için feda etmiş şehitlerimizin yakınları, vatanı için canlarını ortaya koymuş gazilerimiz bize emanet edilmiş en kutsal değerlerimizdir. Şehit yakını ve gazilerimizin her ihtiyacı, her talebi şüphesiz ki bizim önceliklerimiz arasındadır.  Şu 10 yıllık iktidarımız döneminde sürekli olarak bu konularda aldığımız kararlar, çıkardığımız kanunlar cumhuriyet tarihinde hiçbir dönemde, iddia ile söylüyorum, çıkarılmamıştır. Bizler, kıdem tazminatlarından tutunuz maaşlarına varıncaya kadar, aileden devlette görevlendirmeye varıncaya kadar, Vakıflardan kendilerine verilen desteklere varıncaya kadar hamdolsun geride bıraktıkları ailelerinin mağduriyetini hep gidermenin gayreti içinde olduk. Şehitlerimizin yakınlarının, özellikle de gazilerimizin gönül huzuru içinde, refah içinde, hiç kimseye muhtaç olmadan, hiç kimseye boyun eğmeden yaşamlarını idame ettirmeleri bizim en başta gelen görevimizdir.” Başbakan Erdoğan, iktidarda bulundukları 10,5 yılda şehit yakınları ve gazilere sahip çıkma konusunda çok samimi bir gayret içinde olduklarını, 2010 yılındaki halk oylamasıyla şehit yakınları ve gazileri için alınacak tedbirlerin “eşitlik” ilkesine aykırı sayılmayacağını, üzerinde kolay oynanmasını engellemek için, anayasal hükme bağladıklarını anlattı. Şehit yakınları ve gazilerin durumlarını kademe kademe daha da iyileştirmeye gayret ettiklerini, 2011 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde Şehit Yakınları ve Gaziler Dairesi Başkanlığını ihdas ettiklerini, istihdam hakları, maaşlar, şehitliğin tanım ve kapsamı ve diğer destekler noktasında önemli bir yasayı geçen yıl temmuz ayında TBMM‘den geçirdiklerini, bu yıl da geçen hafta şehit yakını ve gazileri çok yakından ilgilendiren düzenlemeleri kanunlaştırdıklarını anımsattı. TBMM’nin 1 Temmuz itibariyle tatile çıkmasını “bu kanunlar çıkmadan Meclis tatile çıkamaz. Bunlar çıkacak, bu kanunlar çıkacak ancak ondan sonra Meclis tatil edilebilir” diyerek ertelettiğini dile getiren Başbakan Erdoğan, pazar günü Meclis’in yoğun şekilde çalıştıktan sonra tatile girdiğini ve şehit yakınları ile gazileri ilgilendiren yasa hükümlerinin kabul edildiğini belirtti.  Başbakan Erdoğan, geçen hafta TBMM’de kabul edilerek yasalaşan, şehit yakınları ve gazileri ilgilendiren düzenlemelerin bazılarının vatandaşlar tarafından bilinmediğini belirterek, bu hakları anlattı.  Terörle mücadele kapsamında şehit olanların yakınları ile gazilerin kamuda bir olan istihdam hakkının daha önce ikiye çıkarıldığını anımsatan Başbakan Erdoğan, yeni yasayla bu hakkın kapsamının genişletildiğini ve yaklaşık 35 bin kişinin yararlanacağı bir düzenleme haline getirildiğini kaydetti.  Erdoğan, 2004 yılında terör mağduru vatandaşlara tazminat hakkı getirildiğini, geçen yıl da istihdam haklarını teslim ettiklerini hatırlatarak, şunları söyledi: “Geçen hafta yaptığımız düzenlemeyle terör mağduru vatandaşlarımıza da maaş ve istihdam hakkı getirdik. Son düzenlemeyle faizsiz konut kredisinden yararlanamayan şehit yakını ve gazilerimizi de bu kapsamın içinde aldık. Hak sahipleri, 73 bin lira tutarında 20 yıl vadeli faizsiz konut kredisinden artık istifade edebilecekler. Dairelerde de onlar için bekleme söz konusu olmayacak. Vazife malullerine, derece ve kademe ilerleme imkanı getirerek, aylıklarının artmasını sağladık. Vazife malullüğü kapsamında ek ödemeyle eğitim-öğretim yardımı alamayanların artık bu haktan yararlanmalarını sağlıyoruz. Ücretsiz seyahat, su ve elektrik indirimi kapsamını genişlettik. Vazife ve harp malullüğü kapsamında, su ve elekritik ücretlerinde indirim imkanından yararlanamayanların tamamı artık bu haktan istifade edebilecekler. Gazilerimizin ücretsiz seyahat hakkı bulunmaya 25 yaşından küçük çocuklarına ile anne ve babalarına da ücretsiz seyahat hakkını getirdik. 2012 yılında şehitlerimizin, anne ve babalarında aranan malullük ve muhtaçlık şartını kaldırmış, ödenen maaşa da asgari bir sınır getirerek maaşların artmasını sağlamıştık, geçen hafta çıkan düzenlemeyle bu hakkın kapsamını da genişlettik. Afyonkarahisar‘da meydana gelen elim olayın ardından oradaki şehitlerimizin yakınlarını da kapsama alacak bazı düzenlemeleri de Meclisimizden geçirdik. Bu olaydan etkilenen gazilerimizi ve şehit yakınlarımızı 2330 sayılı kanun kapsamına aldık ve haklarını genişlettik.” -”Ana sütü kadar helal olan bu hakların hayırlı olmasını diliyorum”- Başbakan Erdoğan, harp malulü kapsamındaki er ve erbaşların aylıklarını artırdıklarını, çalışmaya devam eden gazilerin maluliyet aylıklarının kesilmesini engelleyerek, iki aylığı birden almalarına ve emeklilik haklarına kavuşturduklarını vurgulayarak, “Geçen hafta TBMM’de yasalaşan bu kanunla şehit yakınlarımıza ve gazilerimize çok önemli haklar getirdik. İnşallah Cumhurbaşkanımızın onaylamasıyla birlikte bu haklar uygulanmaya başlanacak. Ana sütü kadar helal olan bu haklarınızın sizlere, kapsam içindeki şehit yakınlarımıza, malüllerimize, gazilerimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Bu düzenlemeleri yapan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı çalışanlarına Bakan Fatma Şahin’e ve tüm ekibine teşekkür eden Başbakan Erdoğan, ihtiyaç hasıl oldukça, gelen talepleri dikkate alarak zaman içinde eksikliklerin giderileceğini, şehit yakınları ve gazileri en mükemmel şartlarla buluşturmaya devam edeceklerini bildirdi. 

117 Toplam, 1 Bugün

Başbakan Erdoğan: Çözüm Süreci Şehit Ruhunu Incitecek Bir Süreç Değildir

| Ankara Haberleri | 17 Temmuz 2013

Başbakan Erdoğan: Çözüm Süreci Şehit Ruhunu Incitecek Bir Süreç Değildir

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çözüm süreci adı verilen sürecin şehit ruhunu incitecek bir süreç olmadığını söyledi. Şehitlerin hatırasının her ideolojinin, her siyasi görüşün üzerinde olduğuna dikkat çeken Erdoğan, “Terörle mücadele, teröristle mücadele ederiz. Kararlılıktan asla vazgeçmeyiz. Anne ve babanın yüreklerini ferahlatmak asıl gaye ve hedefimizdir.” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Gölbaşı Vilayetler Evi’nde şehit aileleri ve gazilerle iftar yemeğinde bir araya geldi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’in de yer aldığı programda bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, vatanları için canlarını feda etmiş, Peygamberlerden sonra en yüksek mertebeye ulaşmış şehitleri yad etti.

Şehadet mertebesine ulaşmak ne kadar ulvi bir mertebe ise arkada kalanlar içinde sabretmek, rızayı ilahiye teslim olmanın da o kadar ulvi olduğuna dikkat çeken Erdoğan, bu ülkenin şehitler ve gazilerin emaneti olduğunu vurguladı. “Bayrağımız anlamlıdır ama bunun farkında olmayan gafiller vardır.” diyen Erdoğan, “Bayrağımızın kırmızı şehit kanından, hilal ise özgürlükten geliyor. Yıldızlar ise şehitlerimizdir. Biz vatanımızı, bayrağımızı şehit ve gazilerimizin emaneti olarak gördüğümüz gibi, şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi de emanet olarak görüyoruz. Bayrağımızın hilali bağımsızlık mücadelesini temsili olarak ifade ediyor. Yıldız ise oda işte şehitlerimizin ta kendisidir. Çünkü her şehit bir yıldızdır.” dedi.

‘ŞEHİT VE GAZİLERİNİ UNUTANLARIN GELECEĞİ YOKTUR’

Asla tarih boyunca vefasız bir millet olmadıklarını, asla vefasız olmayacaklarını belirten Erdoğan, şehit ve gazisini unutanların, onlara yüz çevirenlerin geçmişlerini unuttuklarını belirterek, “Dolayısıyla onların da geleceği yoktur.” dedi. Hepimizin şehit torunları, şehit çocukları olduğunu ve onların ruhlarını incitmeyeceklerini dile getiren Erdoğan, bir ülkenin şehit ve gazilere en büyük vefasının ise gazilerine ve şehitlerin yakınlarına şühpesiz sahip çıkmak olduğunun altını çizdi.

Vatanı için şehit düşenlerin emanet edilmiş en kutsal değerler olduğuna dikkat çeken Başbakan Erdoğan, onların her talebinin kendileri için öncelik olduğunu ifade etti. 10 yıllık iktidar dönemlerinde çıkardıkları kanunların Cumhuriyet döneminin hiçbir döneminde çıkarılmadığını vurgulayan Erdoğan, şehit yakını ve gaziler için yapılan düzenlemeleri anlattı.

Başbakanın sözlerine karşılık şehit yakınları ise “Helal olsun sana” dedi ve alkışladılar. Şehit ve gazilerin bazı haklarını hatırlatan Erdoğan, “Bunları bilmenizde çok çok büyük faydalar var. Bazı haklarınızı bilmiyorsunuz. Bunları bilin ki ona göre bunları yakın takip altına alın.” dedi. İhtiyaç oldukça gelen talepler doğrultusunda ihtiyaçların giderilmesi için yeni çalışmaların yapılacağını kaydetti.

‘ÖLÜM HAKTIR ÖYLE VEYA BÖYLE HEPİMİZ ÖLECEĞİZ’

“Ölüm haktır, öyle veya böyle hepimiz öleceğiz.” diyen Başbakan Erdoğan, ölümün yaşa bağlı olmadığını belirterek, “En yaşlı olan ölür, en genç ölmez” diye birşey olmadığına dikkat çekti. Kimin nerede, ne zaman, nasıl öleceğinin belli olmadığının altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti: “Ne bir saat ileri ne bir saaat geri. Biz Müslümanlar için söylüyorum. Müslüman olarak biz buna böyle inanıyoruz. Çocuk yaşta yavrularını kaybeden anne babalar var, yakınlarımız var. Trafikte ölenlerin sayısı teröre verdiğimiz şehitlerin sayısından fazladır. Bununla ilgili birşey diyen var mı? Terör olunca birileri bunları kaşıyıp birşeyler söylüyor. Varsa hata tabi ki bunların üzerine gidilir. Bir gerçeği bilmek gerekiyor. Biz yavrularımızın eline kına yakarak onları askere göndeririz. İslam dünyasında hiçbir ülke askerine Mehmetçik adını koymamıştır. Mehmetçik ifadesi sadece bizde vardır. Bu nerden devşirilmiş dönüştürülmüştür? Bu küçük Muhammed adına Mehmetçiktir. Edebinden dolayı Muhammed’i kullanmazlar. Önce Mehemmed demiş sonra Mehmed demiş. Sonra askerde Mehmetciğe dönüştürmüştür. Onun için onların muhabbeti hiçbir zaman tartışılmamıştır. Ölümün hak olduğuna inananlar, bunun istismarına giremezler. Bütün mesele buna inanılmış mıdır, inanılmamış mıdır? Vatanı, namusu, şerefi için tarih boyunca şehitlerimiz kanını akıtmıştır. Şehitlerinin ve gazilerinin izlerinden ilerlemeyenler kaybolmaya mahkumdur.”

‘HER ŞEHİD BİR IŞIK, YOLU AYDINLATAN BİR REHBER’

“Aziz şehitlerimiz, şehadet mertebesine ulaşana kadar sizin çocklarınız, kardeşleriniz, eşlerinizdi. Ama onlar şimdi bizim çocuklarımız, milletimizin çocukları. Bundan şüpheniz olmasın.” diyen Başbakan Erdoğan, ancak bunun istismar konusu yapılmasının kendilerini üzeceğini söyledi. Ölümün hak olduğuna inananların bunun istismarına girmemesini isteyen Erdoğan, her şehidin bir ışık ve yolu aydınlatan bir rehber olduğuna dikkat çekti. 10,5 yıl boyunca yaptıklarında şehit ve gazileri incitmemeye özen gösterdiklerini belirten Başbakan Erdoğan, çözüm sürecine değindi.

“Çözüm süreci adını verdiğimiz süreç; şunu iyi bilin ki şehit ruhunu incitecek bir süreç değildir. Böyle bir girişimin içinde asla olmayız, asla bir adım atmayız.” diyen Erdoğan, şehitlerin hatırasının her ideolojinin, her siyasi görüşün üzerinde olduğunu belirtti.

Bir tek şehidin aziz hatırası incinecekse her şeyden, başlarından dahi vazgeçmenin varlık sebepleri olduğunu vurgulayan Erdoğan, şehitler karşısında makam, rütbe, siyasi görüşlerin, rekabetin, çıkar kavgaların hiçbir anlamı olmadığını kaydetti. Çözüm sürecini bu hassasiyet üzerine bina ettiklerini anlatan Erdoğan, hiçbir şeyin onların hatırasından daha anlamlı, önemli olmadığını ifade etti.

‘KARDEŞLİK HUKUKU ÇERÇEVESİNDE BUNU ÇÖZMEYİ GAYE EDİNDİK’

Kardeşlik hukuku çerçevesinde bunu çözmeyi gaye edindiklerinin altını çizen Erdoğan, çözüm sürecinde bazılarının fitne, iftira içinde olmasının yanıltmamasını istedi. Bu sürecin pazarlık süreci olmadığına dikkat çeken Erdoğan, ülkenin istikbali, istikrarı, milletin namusu için gerekirse ebediyete kadar kahramanca mücadele vereceklerini söyledi. “Biz ecdadımızdan böyle gördük, böyle devam ederiz.” diyen Erdoğan, “Biz ölmenin ve öldürmenin değil; yaşamanın ve yaşatmanın egemen olduğu bir ortam istiyoruz. 7 aydır şehit haberi gelmiyor. Özlediğimiz ortam bu değil mi?” dedi.

Bu açıklamalar üzerine de şehit yakınları “Yolun açık olsun Başbakanım” sözleriyle destek verdiler. “Terörle mücadele, teröristle mücadele ederiz. Kararlılıktan asla vazgeçmeyiz. Anne ve babanın yüreklerini ferahlatmak asıl gaye ve hedefimizdir.” diyen Erdoğan, aylardır acı haberler almadıklarını, oralarda piknikler yapılabildiğini ifade etti.

Ay yıldızlı tabutlar gelmediğini anlatan Başbakan Erdoğan, başka anne ve babaların bunu tecrübe etmesin istediklerini belirterek, “Rabbim kimseye evlat acısı yaşatmasın.” ifadelerini kullandı. Kin ve intikam duygusunun millet olarak asla prim vermedikleri duygu olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Evlatlarımıza kasdedenleri unutmayacağı ancak daha fazla ölüm, acı, gözyaşının önüne geçmek için meşruiyet içinde mücadele edeceğiz.” diye konuştu.

‘SADECE TERÖRİSTLE DEĞİL ONLARI KULLANANLARLA DA MÜCADELE EDİYORUZ’

Sadece terör ve teröristle değil onları kullananlarla da mücadele ettiklerini dile getiren Erdoğan, çözüm süreci kararlılıkla devam ederken bu çevrelerin boş durmadığını hatırlattı. Her türlü tahriki yapanların işbaşı yaptıklarına şahit olunduğunu ifade eden Erdoğan, “Biz bunlara fırsat vermeyiz. Anayasa ve yasaların çiğnenmesine izin vermeyiz. Aziz şehitlerimizin incinmesine fırsat vermeyiz. Bu süreci sabote edenler millete hesabını veremez. Bu süreci akamete uğratmak isteyen tarihe hesap veremez. Türkiye küçük kurnazlıklar karşısında boyun eğecek bir devlet değildir.” şeklinde konuştu.

Sabır, kararlılık ve metanetle yollarına devam edeceklerini vurgulayan Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin ayaklarına takılan prangaları mutlaka yok edeceklerini belirtti. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada kendilerine güvenmelerini rica etti.

‘KİMSE GÜÇLÜ TÜRKİYE İSTEMİYOR; OYNANAN OYUNLAR ZAYIF BİR TÜRKİYE İÇİN’

Dünyanın farklı bir Türkiye konuştuğunu hatırlatan Erdoğan, ama kimsenin güçlü Türkiye istemediğine dikkat çekti. Oynanan oyunların zayıf bir Türkiye için olduğunun altını çizen Erdoğan, “Onlar yanlış hesaplar içinde. Biz hesabımızı iyi yapıyoruz. Önce eşeği sağlam kazığa bağlayıp sonra Allah’a emanet edeceğiz.” dedi.

Faiz lobisine de değinen Başbakan Erdoğan, sadece bir bankanın kazandığının 600 trilyon olduğunu belirterek “Benim Ziraat, Halk Vakıfbank’ın elde ettiği miktar bu kadar. Faizden elde ettikleri bir tarafa, bankaların faiz dışı gelirleri akla ziyan. Bunlardan almayın. Hesaplarını, kartlarını bunlardan almayın.” diye konuştu.

“İnşallah ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar tutmuyor. Çocukların, şehitlerin aziz hatırasına gölge düşürmeyeceğiz.” diyen Erdoğan, “Sonuçta kardeşlik kazanacak, Türkiye kazanacak. Biz birbirimizi çok seveceğiz. Ayrım olmayacak. Yaradılanı Yaratandan ötürü seveceğiz.” şeklinde konuştu.

Türkiye’de mezhep ayrımı gayreti içinde olanların bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, Reyhanlı‘nın bunun bir provası olduğuna dikkat çekti. Mezhep kavgası olursa ülkenin çok büyük yara alacağının altını çizen Erdoğan, “Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, beraber olarak, Türkiye olarak aydınlık yarınlara yürüyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

93 Toplam, 1 Bugün

Başbakan Erdoğan Şehit Yakınları Ve Gazilerle İftar Yaptı

| Ankara Haberleri | 17 Temmuz 2013

Başbakan Erdoğan Şehit Yakınları Ve Gazilerle İftar Yaptı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, faiz lobisine karşılık vatandaştan kredi kartı kullanmamalarını istedi. Sadece bir bankanın faiz dışı gelirlerle yılda 600 trilyon kâr elde ettiğini söyleyen Başbakan Erdoğan, “Ama yok, doymazlar. Diyorum ya onların gözünü ancak kara toprak doyuracaktır” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gölbaşı’ndaki vilayetler evinde şehit yakınları ve gazilerle iftar yaptı. “Şahadet mertebesine ulaşmak ne kadar ulvi bir meseleyse, arkada kalanlar için de sabretmek, metanet içinde olmak o kadar ulvi bir meseledir” diyen Başbakan Erdoğan, bu vatanın her şeyden önce şehitlerin ve gazilerin bir emaneti olduğunu söyledi. Bu toprakların sıradan topraklar olmadığını söyleyen Başbakan Erdoğan, “Bu topraklar uğrunda şehitler verdik ve bu topraklar o şehitlerimizin, gazilerimizin kanlarıyla adeta yoğruldu, vatan oldu” dedi.

Şehit yakınları ve gaziler için çıkarılan kanunlar hakkında da bilgi veren Başbakan Erdoğan, “10 buçuk yılda şehit yakınlarına ve gazilerimize sahip çıkma konusunda gerçekten çok samimi bir gayret içerisinde olduk” diye konuştu. Şehit ve gazi yakınlarının çoğunun kendilerine sağlanan haklardan habersiz olduklarını belirten Başbakan Erdoğan, şehit yakınları ve gaziler için yapılan yasal düzenlemeleri geniş şekilde anlattı. Torba yasadaki son düzenlemelerin de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onaylamasının ardından uygulanmaya başlanacağını ifade eden Erdoğan, “Ana sütü kadar helal olan bu haklarınızın sizlere, kapsam içindeki şehit yakınlarımıza, malullerimize, gazilerimize hayırlı olmasını diliyorum. İhtiyaç hasıl oldukça, sizden gelen talepleri de dikkate alarak, zaman içinde eksikleri giderecek, imkanları daha da artıracak şehitlerin emaneti olan sizleri daha çok imkanla buluşturmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

“ÖLÜMÜN HAK OLDUĞUNA İNANANLAR, İSTİSMAR İÇERİSİNE GİRMEMELİ”

Başbakan Erdoğan, ölümün hak olduğunu, herkesin bir gün öleceğini anlatarak, “Ölüm yaşa bağımlı değildir. ‘En yaşlı olan ölür, en genç ölmez’ diye bir şey yok. Kimin nerede, ne zaman nasıl öleceği belli değildir. Ne bir saat ileri, ne bir saat geri. Biz Müslümanlar için söylüyorum; Müslümanlar olarak biz buna böyle inanırız” dedi. Daha sonra sözü trafik kazalarına getiren Başbakan Erdoğan, “Şuanda bizim trafik kazalarında kaybettiğimiz insan sayısı teröre maalesef şehit olarak verdiğimizden çok daha fazla. Bununla ilgili feryat var mı, yok. Trafik kazası diyor, gelip geçiyoruz. Ama terörle mücadele olduğu zaman, birileri bunu çok kaşıdığı zaman maalesef birileri oradan bir şey toplamak istiyor” diye konuştu.

“Biz yavrularımızın eline kına yakarak askere göndeririz” diyen Erdoğan, “Bakın İslam dünyasında hiçbir ülke askerine Mehmetçik adını koymamıştır. Mehmetçik ifadesi sadece bizde vardır. Ve bu nereden buraya devşirilmiştir, dönüşmüştür derseniz, bu küçük Muhammed adına Mehmetçiktir. Muhammed’i kullanmaz bizim büyüklerimiz. Edebinden dolayı… Önceleri bunu ‘Mehemmed’ diye kullanmış, daha sonra bunu Mehmet’e dönüştürmüş, askerde de bunu Mehmetçik olarak kullanmış. Ve Mehmetçiğimizin işte şehadeti de bizde o denli farklı izler bırakır. Onun için onların muhabbeti, hiçbir zaman tartışılmaz” şeklinde konuştu. Başbakan Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Aziz şehitlerimiz şahadet mertebesine ulaşıncaya kadar sizlerin çocukları, sizlerin kardeşleri, sizlerin eşleriydi. Ama şimdi o aziz şehitler bizim çocuklarımızdır, bu milletin kardeşidir, çocuklarıdır ve bundan hiç kimsenin en ufak bir endişesi olmasın. Ama bu istismar konusu yapılırsa, bu bizi de üzer. Zaman zaman bu oluyor. Hele hele ölümün hak olduğuna inananlar burada asla bir istismarın içerisine de girmemelidir. Bütün mesele ha buna inanılmış mıdır, inanılmamış mıdır, biz buna inanmışızdır. Tarih boyunca her bir şehidimiz vatanı için, toprağı için, namusu, istiklali için kanını akıtmıştır. Her bir şehidimiz bizim için bir rehberdir. Şehitlerinin ve gazilerinin izinden gitmeyenler o patikadan ilerlemeyenler kaybolmaya ve kaybetmeye mahkumdurlar.”

“ŞU KREDİ KARTLARINI ALMAYIN “

Başbakan Erdoğan, konuşmasının son bölümünde ise Faiz Lobisi konusuna değindi. “Faiz dışı gelirlerle abad olan bir lobi var” diyen Başbakan Erdoğan, kredi kartı üzerinden bazı bankaların yıllık 600 trilyon faiz dışı gelir elde ettiğine dikkat çekti. Vatandaşlara, ‘kredi kartlarını almayın’ diye seslenen Başbakan Erdoğan, ayrıca bir banka sahibine söylediği sözleri de şehit yakınları ve gazilerle paylaştı. Başbakan Erdoğan şunları söyledi:

“Göreve geldiğimizde yolsuzluklar diz boyuydu. Ama şildi aynı şekilde yolsuzluk zinciri yok. Tamamen yok demiyorum haa yine var. Ben geçenlerde ‘faiz lobisi’ derken boşuna demedim bunları. Bir şeyler bildiğim için diyorum. Faiz dışı gelirlerle abad olan bir lobi var. Hani şu kredi kartları falan diyorsunuz ya, bunları almayın be. Almayın. Bunlardan ödediğiniz paralar sadece bir banka vereceğim, isim vermeyeceğim; geliri 1 yılda 600 trilyon. Faizin dışında. Bunun dışında Ziraat, Halk, Vakıf üçünün toplam bu yoldan geliri 600 trilyon… Oynanan oyunun ne kadar büyük olduğunu görüyor musunuz? Kim ödüyor bu parayı? Zengin değil, benim fakir fukara kardeşim. Allah selamet versin, bayılıyor da; ‘bir tane kredi kartı elime alayım’. Onunla sanki hava atılıyor. Ay sonu gelmeden maaş bitiyor zaten? Faizdi, şusu, busu vesaire. Oynanan oyun büyük. Bu oyunu hep beraber bozmamız lazım. Herkes ayağını yorganına göre uzatmayı bir öğrense onlar bu parayı elde edemeyecekler.

Bir tanesine onu söyledim zaten. Ya dedim ‘Allah aşkına faizden elde ettiğin gelir tamam. Fakat bu faiz dışı gelirden elde ettiğin parayı gömüleceğin mezara doldurmaya kalksak o mezar almaz bu parayı. Ne yapacaksın bu parayı ya? Vatandaştan almayın bu paraları, bu komisyonları almayın’. Ama yok, doymazlar. Diyorum ya onların gözünü ancak kara toprak doyuracaktır.”

“REYHANLI’DA MEZHEP AYRIMININ PROVASI YAPILDI”

Başbakan Erdoğan, hükümetin çözüm sürecinde yere sağlam bastığını ve kararlı olduğunu söyledi. Türkiye üzerine oynanan oyunların tutmadığına dikkat çeken Erdoğan, “Biz de işini bilen kadromuzla bu işi iyi takip ediyoruz. Çocuklarımızın şehitlerimizin aziz hatırasına gölge düşürmeyecek, onların ruhlarını muazzep etmeyeceğiz. Sonuçta kardeşlik kazanacak, sonuçta Türkiye kazanacak” dedi.

“Ülkemizde mezhep ayrımı gayreti içerisinde olanlar da var” diyen Başbakan Erdoğan, “Reyhanlı bunun provasıdır. Reyhanlı‘dan gelen kardeşlerim bunu çok iyi biliyorlar. Bütün failler yakalandı ve ifadelerinde de bunu açık açık ortaya koydular. Ama biz bu tuzağa da düşmeyeceğiz. Bu ülkede mezhep kavgası eğer egemen olursa Türkiye bundan büyük yara alır. Biz bu oyuna da gelmeyeceğiz” diye konuştu.

115 Toplam, 2 Bugün

Bakan Şahin’den CHP’li Vekile Tepki: İnsanlar Düşünceleri Nezaketle Aktarmalı

| Ankara Haberleri | 14 Temmuz 2013

Bakan Şahin'den CHP'li Vekile Tepki: İnsanlar Düşünceleri Nezaketle Aktarmalı

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, CHP Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, Başbakan‘ın kızına yönelik sözlerini kınadı. Milletvekilinin, eşine de şiddet uyguladığına dikkat çeken Şahin, buna karşı net bir tavır alınmasını istedi. Şahin; insanların düşüncelerini en temiz, en nezih ve en etkili kelimeleri seçerek nezaketle aktarması gerektiğini vurguladı.

CHP Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’la ilgili attığı tweetle ilgili Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, açıklama yaptı. Sosyal paylaşım sitesi twitter hesabından açıklamalarda bulunan Bakan Şahin, insanların düşüncelerini en temiz, en nezih ve en etkili kelimeleri seçerek nezaketle aktarması gerektiğini vurguladı. “Bir milletvekilinin, Başbakanımızın kızına karşı kullandığı kelimeler bu kuralın en hayasızca çiğnendiği örnek oldu. Siyasi tartışmaya aile fertlerini hakaret dolu kelimelerle dahil eden bu zihniyeti ben de en şiddetli şekilde kınıyorum.” diyen Şahin, bu terbiyesizliğe karşı kamuoyunun gerekli tepkiyi verdiğini, daha da vereceğini vurguladı.

CHP grubu tarafından yapılan özür açıklamasını da olması gereken ve yerinde bir davranış olarak değerlendirdiğini belirten Şahin, basına da yansıdığı gibi Başbakan’ın kızına ahlak dışı sözleri eden milletvekilinin eşine de şiddet uyguladığına dikkat çekti. Şiddet hiç bir şekilde hoş görülmeyecek bir konuyken örnek olması gereken bir milletvekilinin eşine yönelik şiddetine net tavır alınması gerektiğinin altını çizen Şahin, şöyle devam etti: “CHP’nin, bir milletvekilinin eşine uyguladığı şiddeti de değerlendirip, gereğini yapması gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca, @ailebakanliginın kadına yönelik şiddeti önleme çalışmalarında bazı CHP milletvekillerinin haksız ve yanlış eleştirileri oluyor. Bu CHP milletvekillerinin de kadına yönelik şiddeti önlemede siyasi menfaatlerinin ötesinde tavır almaları gerektiğini düşünüyorum.”

Kadına yönelik şiddeti ırkçılıktan beter olarak niteleyen bir Başbakan olduğuna dikkat çeken Şahin, aynı şiarla yapılmış pek çok çalışma olduğunu hatırlattı. Şahin, hükümetleri döneminde 6284 Sayılı Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Yasası çıkarıldığını belirterek, bu konuda uluslararası İstanbul Sözleşmesi imzalandığını ifade etti. 2012-2015 Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Eylem Planı’nın varolduğunu dile getiren Şahin, her geçen gün sayısını artırdıkları Koza ŞÖNİM’ler olduğunu kaydetti.

“Meramını edebinle ifade etmek onu güçlü kılar.” diyen Bakan Şahin, “Edep, her türlü davanın üzerindedir ve insan, ancak dili kadar edeplidir.” diye konuştu.

96 Toplam, 1 Bugün

CHP’li Tanrıkulu Başbakan’a Kesilen Ağaçları Sordu

| Ankara Haberleri | 13 Temmuz 2013

CHP'li Tanrıkulu Başbakan'a Kesilen Ağaçları Sordu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, 3. köprü ve bağlantı yolları nedeniyle yüzbinlerce ağacın kesildiğini iddia ederek, “Kesilen bu yüz binlerce ağaç tekrar dikilecek midir?” diye sordu. Tanrıkulu, ayrıca 3. köprünün isminin değişip değişmeyeceğini de sordu.

CHP’li Tanrıkulu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na soru önergesi verdi. Tanrıkulu’nun önergesinde, “3. köprü, projede belirtilen güzergahın dışında yanlış bir yere yapılmış olup Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı’nın imzasıyla o bölgedeki tüm imar planları iptal edilmiştir. 3. boğaz köprüsünün projede belirtilen yerin dışında yanlış bir noktada yapılmaya başlandığı ortaya çıkmış ve köprüyle ilgili tüm imar planları Sayın Binali Yıldırım’ın imzasıyla iptal edilmiştir. Köprü ve bağlantı yolları nedeniyle kesilen yüz binlerce ağacın da yok yere katledildiği anlaşılmıştır. Bakanlığın şok kararı, Büyükşehir Belediyesi ile 15 ilçe belediyesine resmen bildirilmiştir.” denildi.

Tanrıkulu’nun Başbakan Erdoğan’a yönelttiği sorular şöyle:

“1. Temeli geçtiğimiz aylarda atılan ve ismi tartışma konusu olmaya devam eden 3. boğaz köprüsünün proje çalışmaları hangi firma tarafından yürütülmektedir?
2. 3. boğaz köprüsü ile ilgili olarak fizibilite çalışması yapılmamış mıdır? Eğer fizibilite çalışması yapıldıysa bu çalışmanın kapsamları gereği piyasa, kuruluş yeri, mali, teknolojik ve hukuki incelemeler yeterli ölçüde yapılmış mıdır?
3. Köprü ve bağlantı yolları nedeniyle kesilen yüz binlerce ağaç tekrar dikilecek midir?
4. Köprü ve bağlantı yolları nedeniyle bozulan çevre dokusunun iyileştirilmesi için çalışmalar yapılacak mıdır?
5. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından 3. Köprü Projesi daha önce detaylı olarak incelenmemiş midir?
6. Konuyla ilgili olarak sorumlular hakkında yasal inceleme yapılmış mıdır?
7. 3. Köprü Projesi’nde olduğu gibi çevreye zarar veren başka projeler var mıdır? Bu projelerin devlete maliyeti nedir?
8. 3.

160 Toplam, 1 Bugün

Anayasa Uzlaşma Komisyonu, Başbakan’ın Önerisini Değerlendirdi

| Ankara Haberleri | 11 Temmuz 2013

Anayasa Uzlaşma Komisyonu, Başbakan'ın Önerisini Değerlendirdi

Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyeleri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, komisyonda mutabakata varılan 48 maddenin Meclis’e getirilmesi önerisini değerlendirdi.
Anayasa Uzlaşma Komisyonu, TBMM’de Cemil Çiçek başkanlığından saat 13.30’da liderler turundan çıkan sonucu değerlendirmek üzere toplandı.
Komisyonun üyesi AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin ile CHP’nin üyesi Süheyl Batum, toplantı öncesi gazetecilere açıklama yaptı.
Özetle “Başbakanımızın çağrısını saygıdeğer bir çağrı olarak buluyoruz.” diyen Şahin, Şahin, Çiçek’in gerçekleştirdiği liderler turu ile ilgili komisyonu bilgilendireceğini söyledi.
CHP’li Süheyl Batum da, Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarına başlarken 15 maddelik bir protokol hazırlandığını hatırlatarak, “Burada şunu söyledik. Anayasanın yarısında ya da tüm maddeleri bitmeden, herhangi bir parti alıp 20-30-40 madde bana yeter denmemesi ve diğerlerinde ‘ipe un sermemesi’ için anayasanın tamamı bitmeden komisyon görevini tamamlamış sayılmaz. Görevin nasıl bitirileceğine de komisyon oy birliğiyle karar verir demiştik. Başbakan söylediği bundan haberi olmadan söylenmiştir.” dedi.

CHP’Lİ BATUM, BAŞBAKANIN ÜSLUBUNU BEĞENMEDİ

Başbakan’ın açıklamalarının komisyon üstünde bir baskı olarak kabul edilmesi gerektiğini öne süren Batum “’O yüzden kale almayacaktır’ diye düşünüyorum. Ama sunu özellikle vurgulayayım, bir milletvekili olarak Başbakan’ın dün ki üslubunu hiç beğenmedim. Başbakanlara böyle üsluplar yakışmaz. ‘Yazın çalışsınlar, çok çalışsınlar, yaz tatili yok onlara’ gibi üsluplar bir Başbakan’a yakışmaz. Olsa olsa kahvede görüşlerini açıklayan siyasetle de ilgisi olmayan bir kişiye yakışır.” şeklinde konuştu.
Batum, Anayasa Uzlaşma Komisyonu üstünde baskı kurulmasını kabul etmeyeceklerine işaret ederek, “Başbakan da böyle bir üslubu benimsememeli.” dedi.

102 Toplam, 1 Bugün

Anayasa Uzlaşma Komisyonu, Meclis Başkanı Çiçek Başkanlığında Toplandı

| Ankara Haberleri | 11 Temmuz 2013

Anayasa Uzlaşma Komisyonu, Meclis Başkanı Çiçek Başkanlığında Toplandı

ANKARA (İHA) – Anayasa Uzlaşma Komisyonu, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in başkanlığında toplandı.

Anayasa Uzlaşma Komisyonu toplantısı öncesinde komisyon üyelerinden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın “Uzlaşılan 48 maddeyi yasalaştıralım” önerisiyle ilgili tepkiler geldi. Gazetecilerin sorularını cevaplayan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, “Başbakan’ın çağrısını saygıdeğer bir çağrı olarak buluyorum. Bu konu diğer siyasi partilerin verecekleri cevapla bir anlam ifade edebilir” dedi. TBMM Başkanı Çiçek’in siyasi parti liderlerini ziyaret etmesini hatırlatan Şahin, “Cemil Bey, bu ziyaretler sonucu komisyon üyeleri olarak bizleri bilgilendirecek, değerlendirme yapacağız” şeklinde konuştu.

“MADDELER KAMUOYU İLE PAYLAŞILSIN”

CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum ise, Başbakan’ın “Uzlaşılan 48 maddeyi yasalaştıralım” önerisine ilişkin, “Anayasa’nın yarısında ya da herhangi biri bitmeden kimsenin ‘20 madde, 10 madde bana yeter’ dememeleri için ve diğerlerinde ipe un sermemeleri için biz şunu dedik. ‘Bu Anayasa’nın tamamı bitmeden komisyon görevini tamamlamış sayılamaz ve komisyonun görevini ne zaman bitirmiş olacağına da yine komisyon oy birliği ile karar verir.’ Dolayısıyla Başbakan’ın söylediği bundan haberi olmadan söylenmiştir” şeklinde konuştu.

Batum, “Şu ana kadar uzlaşma sağlanmış ya da sağlanamamış bütün maddeleri kamuoyu ile paylaşalım, toplum bizim hangi maddelerde uzlaşabildiğimizi, hangisinde uzlaşamadığımızı görsün istiyoruz, saklamayalım istiyoruz. O yüzden Sayın Başbakan’ın söylediğini de komisyon üyeleri, komisyon üzerinde bir baskı kabul edecektir ve o yüzden de hiç kale almayacaktır diye düşünüyorum” ifadesini kullandı.

Başbakan’ın uzlaşı çağrısındaki üslubunu eleştiren Batum, “Ben Başbakan’ın dünkü üslubunu hiç beğenmedim. Başbakanlara böyle üsluplar hiç yakışmaz. ‘Yazın çalışsınlar, çok çalışsınlar, yaz tatili yok onlara’ gibi üsluplar bir Başbakan’a yakışmaz. Olsa olsa bir kahvehanede görüşlerini açıklayan, siyasetle de ilgisi olmayan birine yakışır. Milletvekilleri olarak komisyon üzerindeki baskıyı kabul edemeyiz” dedi.

101 Toplam, 1 Bugün

Sayfa 3 Toplam 3‹‹123
  • Evde Masaj Hizmetleri

    Tarafından de 21 Haziran 2013 - 0 Yorumlar

    Evde Masaj Hizmetleri Masaj uygulaması masaj salonlarında ya da evlerde yapılmaktadır. Masaj uygulaması ülkemizde son dönemlerde oldukça yaygın hale...

  • Ankara Masöz İlanları

    Tarafından de 25 Haziran 2013 - 0 Yorumlar

    Ankara Masöz İlanları Masaj insanların günlük iş ve yaşam koşullarının yorgunluk ve iş stresini üzerinden atmak için konusunda uzman ve sertifi...

  • Masöz Ankara

    Tarafından de 08 Temmuz 2013 - 0 Yorumlar

    Masöz Ankara Ankara da büyük şehirlerden biri olması nedeniyle fazla nüfusun yaşadığı ve buna bağlı olarak daha yorucu bir günlük yaşamın hak...

  • Masaj Ankara

    Tarafından de 16 Haziran 2013 - 0 Yorumlar

    Masaj Ankara Ülkemize, uzak doğu ülkelerinden gelen masaj uygulamaları 7 den 70’e her yaş grubunun severek kendisine yaptırdığı bir uygulamadır. ...

  • Zekasıyla Şaşırtan Proje

    Tarafından de 19 Temmuz 2013 - 0 Yorumlar

    Ankara’nın gözde merkezlerinden İncek’te 765 konutluk yeni şehir kuran İncek Prestij, full+full akıllı ev donanımıyla ilgi çekiyor. Her geçen yı...